İçeriğe Atla Menüye Atla
logo
PAL Politika Analiz Laboratuvarı

Yerli ve milli ürün desteklerinin başarılı olmasını sağlayacak beş politika

12 Aralık 2017

80’li 90’lı yıllarda “yerli malı haftaları” kalitesiz malların korumacı duvarlar arkasında yüksek fiyatlara kullanımının teşvik edildiği eski kötü günlerden bir hatıra olarak görülürdü. Son yıllarda ise “yerli ve milli ürün” kullanımının tekrar önemli bir ekonomi politikası haline geldiğini görüyoruz. Gün geçmiyor ki gazetelerde kamu destekleriyle milli bir ürün geliştirdiğini açıklayan bir girişimcinin fotoğrafı çıkmasın.

 

Yerlileşme Türkiye’ye özgü bir politika değil. Peterson Institute of International Economics’in araştırmasına göre, “Buy American” kanunundan, Fransa’da dijital müzik şirketlerine getirilen Fransızca şarkı zorunluluklarına kadar birçok gelişmiş ülkede de benzer politikalar var. Orta gelir düzeyindeki ülkelerde ise, özellikle kamu alımlarında yerlilik şartları standart unsurlar haline geldi.

 

Sanayi politikasının kalkınma için şart olduğu, yani yerli sanayinin kamunun desteği olmadan sadece piyasa şartlarında gelişemeyeceği uluslararası iktisat literatürüne de hakim olan bir düşünce.  Buradan yola çıkarak, yerlileşme politikalarının genel amacı, global şirketlerdeki teknolojiler ve becerilerin yerele aktarılması için kamunun uyguladığı zorunluluklar ve teşvikler olarak çizilebilir.

 

Bu çerçevede artık yerli ve milli ürünleri destekleyelim mi değil bu destekler nasıl olmalıyı tartışmalıyız.

 

Şu anda birçok kamu kurum ve kuruluşunun ayrı ayrı yürüttüğü politikalara bakınca iki önemli yanlış algı ortaya çıkıyor:

  • En eski ve başarılı yerlileşme tecrübeleri savunma sanayiinde olduğu için, buradaki tecrübenin diğer sektörlerde benzer metodlarla tekrar edilebileceği algısı. Oysa, kamunun tek alıcı olduğu savunma sanayii ile, birçok özel sektör oyuncusunun alıcı olduğu bilişim, enerji, sağlık, ulaştırma gibi sektörlerin yapısı birbirinden farklı.
  • Eski ekonomi için geliştirilen yerlileşme politikalarının  bugün de başarılı olabileceği algısı. Oysa dördüncü sanayi devrimiyle, yazılımın tüm sektörleri etkilemesi, böylece ortaya çıkan global platformların ekonomik etkisi ve açık inovasyon yaklaşımı başarılı yerlileşmenin koşullarını da değiştiriyor.

 

Gelin başarılı yerlileşme politikaları için uygulanacak politikaların 5 unsurunu tartışalım:

  • Destekler küresel olarak varolan spesifik bir teknolojik ürünün yerlisini yapmak yerine, önce bu teknolojilere talebi geliştirmeye odaklanmalıdır. Zira talep olmayan ürünlerin geliştirilmesi, piyasaya çıkıp kullanılmayan ve ülkemizin teknolojik gelişimine hizmet etmeyen ürünlerin geliştirilmesine kaynak ayrılmasına yol açmakta, ülkemizin bir “ürün çöplüğü”ne dönüşmesi riskini beraberin getirmektedir. Destekler, talebi tetikleyecek şekilde verilmelidir.
  • Desteklenecek yerli ürünler daha birinci günden global pazarı hedeflemelidir. Türkiye, Çin ya da Hindistan gibi global ölçekte değerli hale gelebilecek ürünleri destekleyebilecek kadar büyük bir pazar değildir. O yüzden yerel talebin amacı sadece global ürünlerin ticarileşmesini tetiklemek olmalıdır. Bu konuda, eski ekonomiden de olsa güzel bir örnek İsrail’de 1952’de tüm dünyada İkinci Dünya Savaşı’nda harap düşen uçakları tamir etmek için kurulan Bedek olabilir. Aynı yıllarda, ülkemizde de benzer beceriler olduğu halde global pazara erişim vizyonunu gösteremediğimizi unutmayalım.
  • Dördüncü sanayi devriminde yeni geliştirilen ürünlerin ticarileşmesi global platformlar üzerinden olmaktadır. iOS, Android, Predix  gibi üzerinde yazılım geliştirilen işletim sistemleri, EBay ve Alibaba gibi e-ticaret pazaryerleri bu platformlara örnek olarak verilebilir. Günümüzde büyük platform şirketlerinin ancak bu platformları besleyebilecek talep hacmine ulaşan Çin ve ABD’den çıktığını söylemek yanlış olmaz. Yerli ürünlerimizi bu platformlar üzerinde doğru konumlandırmaya yönelik destekler verirken, ürünleri yerli platformlara sokarak küreselleşmelerinin önünü kesmek gibi yollara gidilmemelidir.
  • Yerli ürünlerin geliştirilmesi her bir teknoloji alanında açık ekosistemler geliştirilmesine bağlıdır. Belki de savunma sanayii ile diğer sektörler arasında en kritik ayrım buradadır. Verilecek destekler kapalı sistemler içinde değil, açık inovasyon teşvik eden ekosistem arayüzleri kurularak verilmelidir. Bu amaçla İngiltere’deki Catapult örneğinden yola çıkarak yerel ve sektörel arayüzlerin kurulmasında fayda bulunmaktadır. Enerji Bakanlığı’nın rüzgar YEKA ihalesindeki ARGE yerlileşmesinde koyduğu %20 açık inovasyon imkanı da bu çerçevede olumlu bir örnektir.
  • Yerlileştirmenin bir kısa mesafe koşusu değil maraton olduğu unutulmamalıdır. Kamu ihalelerinde konan yerlilik zorunluluklarının sektörle tartışılarak oluşturulması, ihale büyüklüğü ile yerlilik koşulları arasında –başka ülkelerde de benzer yerlilik şartları getirildiği dikkate alınarak—bağlantı gözetilmesinde fayda bulunmaktadır. Makul adımlarla yerli becerilerin geliştirilmesi, zamanla gelişecek beceriler ve girişimcilerimizin potansiyelinin harekete geçirilmesi sayesinde yerli ürün geliştirilmesinde uzun vadeli başarılar sağlanabilecektir.

 

 

Ussal Şahbaz, YASED Uluslararası Yatırıcımlar Derneği AR-GE ve İnovasyon Komitesi Başkanı ve GE Türkiye İnovasyon Lideri’dir. Bu blog yazısı, yazarın şahsi tecrübe ve gözlemlerinin ürünü olup, ilişkisi olan kurum ve kuruluşların görüşlerini yansıtmamaktadır.

Önceki Yazılar

Biz PAL’ı bu amaçla kurduk...

10 Ağustos 2017 Bütün dünya bir belirsizlik döneminden geçiyor. 2008 yılında yaşanan kriz, geçmişte ekonomik başarılarıyla ilham kaynağı ve globalleşmenin itici gücü olmuş ülkelerde hala süre gelen iktisadi dengesizliklere yol açmış gözüküyor. Diğer yapısal sorunlarla birlikte bu durum, kitlesel bir hoşnutsuzluğa ve radikal popülist siyasi kaymalara yol açarak küreselleşmenin kazanımlarını tehdit eder konuma geliyor. Son zamanlarda özellikle Avrupa’da gözlemlenen ekonomik canlanmaya karşın uzmanlar, ucuz ve kolay kredi ile şişmiş kamu ve özel sektör borç stoklarını işaret ederek devam eden risklere dikkat çekiyor, rehavete kapılmamak gerektiğini vurguluyorlar. Popülist siyasi tepkilerin kalıcı sonuçlar doğurması şimdilik Fransa ve Hollanda’da yapılan seçimlerle engellenmiş gibi dursa da Avrupa’nın merkez ... [Devamı ]